DOST OLMAK VE DOST KALABİLMEK

Abone Ol

Dost dendiği zaman en kısa tarifi şu şekildedir! Bireylerin bir kan bağı olmadan hiç bir çıkar ve menfaat düşünmeksizin,koşulsuz ve şartsız bir şekilde sevdikleri insanlara sadakatlı olmasına gerçek dost denmektedir.
Dostluk, aslında insan ilişkilerine dayalı bir kavram. Biri diğerine karşı vefayı, saygıyı, sevgiyi ve ilgiyi gerektirir. Ancak, sıraladığım ilişki kavramları sıradan ve anlık olmamalı. Bekası olmalı, kalıcı ve etkili olmalı. Uzun ömürlü olmalı ki, dostluk kavramı anlam bulsun. Bu gün dostum dediğini yarın görmezden geliyorsan, dün değer verdiklerini bugün satabiliyorsan, yanında yürüdüğünü yolda bulduğuna değişebiliyorsan, Dostluk, aslında insan ilişkilerine dayalı bir kavram. Biri diğerine karşı vefayı, saygıyı, sevgiyi ve ilgiyi gerektirir. Ancak, sıraladığım ilişki kavramları sıradan ve anlık olmamalı. Bekası olmalı, kalıcı ve etkili olmalı. Uzun ömürlü olmalı ki, dostluk kavramı anlam bulsun. Bu gün dostum dediğini yarın görmezden geliyorsan, dün değer verdiklerini bugün satabiliyorsan, yanında yürüdüğünü yolda bulduğuna değişebiliyorsan, dostluk kavramı senin için yok hükmündedir.
Bu yazıya yazmamda bahse konu olacak hepinizinde bildiği üzere meşhur bir yılan ve tilki hikayesi vardır!
 Bir zamanlar bir tilki ile bir yılan varmış. Tilki çok iyi kalpliymiş. Her gün güneş battıktan sonra avlanmaya çıkar, sabah olunca da evine dönermiş. Gene bir gün sabah evine doğru giderken, bir yamaçta soğuktan donmak üzere olan bir yılan görmüş. Hemen yanına koşup, yılanı vücuduna sarmış ve yuvasına doğru götürmüş. Yılanın ısınıp, kendine gelebilmesi için, yuvasının önündeki kaya üzerine uzanıp güneşlenmiş.
Bir vakit sonra tilkinin uykusu gelip, uyumuş. Yılan ise güneş altında ısınmış, kendine gelmiş. Bir de bakmış ki bir tilkiye dolanmış. Usulca tilkinin boynuna dolanıp kendini sıkmaya başlamış. Tilki nefes alamayınca uyanıvermiş.
Yılanın kendisini boğmaya çalıştığını görünce:
-‘Yılan kardeş, ne yapıyorsun öyle?’ demiş tilki.
Yılan:Nereden kardeş oluyoruz?’ demiş.
Tilki:Senin hayatını kurtardım, ödülüm bu mu olacaktı?’ demiş.
Yılan:Sana, beni kurtar diyen mi oldu?’ demiş.
Tilki:Müsaaden olursa vasiyetimi yazayım,’ demiş.
Yılan:O kadar vaktim yok,’ demiş.
Tilki:O zaman son isteğimi söylememe izin ver,’ demiş.
Yılan:Hadi bakalım, neymiş son isteğin?’
Tilki:Çok güzel bir boynun var. Son isteğim, o güzel boynunu öpebilmektir,’ demiş.
Tilkinin, yılanı övmesi, yılanın çok hoşuna gitmiş, gururlandırmış.
-‘Tamam. Öpebilirsin,’ demiş yılan. Sonra öpmesi için boynunu tilkiye doğru uzatmış.
Tilki bir çırpıda yılanın boynunu ısırıp, yılanı öldürüvermiş. Tilki, kendine dolanan yılandan kurtulmak için çok uğraşmış. Çünkü yılanın vücudu ölüyken bile, bir türlü doğrulmuyormuş. Tilki biraz daha uğraştıktan sonra, yılanın sarmalından kurtulmuş.
Sonra kızgın bir şekilde:
-‘Ölüyken bile doğrulmayan nankörlere iyilik yapılmaz,’ deyip, yılanı aşağıya doğru yuvarlamış.
İnsanın fıtrat gereği yaratılış da iyilik yapmak vardır, yılan da ise bunun tersine önüne ne gelirse sokup zehirlemek ister.
Yılan gibi zehir saçan, dostlardan uzak kalmaya gayret edelim.
Dostun iyisini seçelim.Dostun iyisi insana ilaç gibidir,kötüsü de aynen yılan gibidir.Bülbül güle, karga çöplüğe götürür derler.
Dostluğu hak etmeyene değer vermeyelim.